24 Ocak 2012 Salı

Kanatsız Ama Karakterli...



Dişli rakibi karşısında topu gerekenden çok önce kanatlara indirmek zorunda kalan, kreatif yönden vasatı aşamayan Beşiktaş, önde yediği presle bir türlü etkili olamadı karşılaşmada. Buna rağmen tehlikeler yaratan takım, Almeida ve Edu’nun tercih hataları ve özgüven eksiklikleri nedeniyle ilk yarıyı 0-1 geride kapattı.
Önde pres yapan Gaziantepspor, ev sahibine göre kanatları çok daha etkili kullandı. Popov ve Sosa ikilisi oyunu rakip yarı alana yıkarken, merkezden destekleyen Sapara da yine başarılı bir görüntü ortaya koydu. Buna karşılık Tanju Kayhan’ın savunma performansı yüzümü güldüren en büyük etken açıkçası. Pas tercihlerini garanti olsun diye geriye oynamaktan yana kullanması dışında, kesici özellikleri ve gerektiğinde sağ ayağını da etkin kullanabilmesiyle, İsmail’in alternatifi olabileceğini gösterdi. Bana göre İsmail'in ileri çıkışlarını saymazsak, Tanju 2 gömlek daha iyi bir savunmacı. Ayrıca daha soğukkanlı ve yere daha sağlam basıyor.
Dakikalar 41’i gösterirken misafir takımın kullandığı köşe vuruşunda Beşiktaş savunması bariz bir yerleşim hatası yaptı. Gaziantep hücum oyuncuları bütün savunmayı 18’in dışına çekti. Gol olduğu anda kadrajda görünen iki oyuncudan biri sağ bek Ekrem, diğeri sağ açık Edu idi. Geri kalan bütün oyuncular, marke ettikleri oyuncuların peşinde geride kalmışlardı. Böyle olunca gol olması da sürpriz değil haliyle.. Tandem uyumunun önemini anlamak açısından bu gol, hep aklımızda kalmalı.
İkinci yarıya hızlı başlayan Beşiktaş, kanatları ilk kez Carvalhal’in istediği doğrultuda kullanabildi. İsabetli orta, pek sahneye çıkmaya niyeti olmayan Almeida’yı değerli kıldı ve tabelada eşitlik golünü getirdi. Ayrıca haftalardır yaşam belirtisi göstermeyen Simao'nun da ilk kıvılcımı ateşlediği an oldu.
57 ve 58. dakikalarda peş peşe yapılan iki değişiklik, rakibin kenar oyuncularına geniş alanlar bırakılmasını önlemek adına çok yerinde bir hamleydi. Asiste dönüşen ortasına kadar sahada varlığına dair pek işaret vermeyen Simao ve diğer kanat Edu oyundan alındı. Orta saha direncini arttırmak ve topa sahip olup, oyun hakimiyetini tam olarak elde etmek adına Necip Uysal, sağ kenarı daha işlevsel kullanabilmek adına da Holosko oyuna dahil oldu. Daha da önemlisi, kanatlardan mahrum ama karakteri, oyun direnci daha yüksek bir takım sahaya çıkmış oldu böylece.Bu değişiklik Pektemek’i kağıt üzerinde sol kenara atmış gibi görünse de, o gol bölgesine daha yakın oynamaya başladı.
Kanat akınlarından ümidi kesen Beşiktaş, tam oyun hakimeyitini eline alacağı sırada kaptırılan top, Cenk’in hatalı çıkışıyla filelere gidince hesaplar değişti. Cenk’in yediği bu tarz goller artık iyiden iyiye Rüştüvari bir hal almaya başladı. Refleksleri ve çevikliği ile çok yetenekli bir kaleci olan Cenk, bu tür çıkışlar yapmadan önce daha geniş düşünebilmeli..
Takımın 2. beraberlik golü tam kafasındaki plana göre bir goldü. Orta saha oyuncularından pozisyonuna göre uygun olan, top sürerek kenara inecek ve takımın yerleşimine göre toplar atacaktı. Nitekim Fernandes sol kenara topla hızla sokulup, güzel bir ortayla Almeida’nın ikinci golü atmasını sağladı.
Bu andan sonra iyice kapanan misafir takım, İBB hüvviyetine büründü. Oyunu soğutmak adına ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Ama zaten Beşiktaş oyunu yüksek tempoda oynama niyetinde olan bir kurguda değildi. Bu bağlamda oyunun soğuması pek bir işe yaramıyordu. Kalabalık ve akışkan orta saha sürekli alan değiştirip, boş alanları dolduruyor, Almeida,Pektemek,Veli gibi isimler ceza alanı çevresinde golü kokluyorlardı. Bu kadar sıkışan bir oyunun en uygun anahtarı Fernandes’in ayağından kazanılacak bir duran top olurdu. Nitekim öyle de oldu. Egemen ayağına gelen fırsatı rakip kaleye öyle bir hırsla gönderdi ki, topa müdahale etmeye çalışan birileri bile olsa, engel olamazdı.
 Bu son dakika galibiyeti, gol sevincini 50 metre depar atıp, oyuncularıyla kutlayan Carvalhal’e hediye olsun. Ayrıca son dakikaların takımı olarak nam salan Beşiktaş’ın eskiye selam çaktığı bir mücadele olması hasebiyle, beni ekstradan mutlu etti.
Takımda genel olarak bir düşüş var. Ama bu takımın birden fazla oyun planı da var. Kim gününde değilse, onun yerine girecek bir yedeği var. Kanat adamı yoksa, orta saha zenginliği var. Kurgu olarak yeri doldurulması en zor oyuncu sanırım Almeida. O da hocasının kendisine duyduğu büyük güvenden kaynaklı. Haftaya onsuz bir Beşiktaş, Quaresma ve Pektemek ile çok öldürücü bir kontra atak takımı haline gelebilir. İzlemek güzel olacak. Şimdiden sabırsızlanıyorum... Herşeyden önemlisi bu takımın gücünü orta sahasından alan bitmek bilmez bir mücadele gücü ve inatçı karakteri var. Bunu da sonuna kadar hocasına borçlu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme