10 Ocak 2012 Salı

Kanat Adamından Kenar Forvete..




3-5-2 ve 4-4-2’nin uzunca bir süre yaygın olarak kullanılması kenar oyuncularının önemini giderek arttırdı. Tarihsel olarak kesin bir ayrımdan söz etmek mümkün olmasa da, 4-3-3’ün futbolun son 15 senesinde yükseldiği iddia edilebilir.

Bu son 15 seneyi çıkardığımızda futbolun üst düzey oynandığı hemen her coğrafyada sahanın kenarlarında top taşımakla görevli oyuncuların birbirine çok benzer özelliklerde olduğunu görüyoruz. Beşiktaş’tan ilk aklıma gelen Rıza Çalımbay. Sağ kenardan kestiği muz ortalarla nam salan Rıza’nın içeri ani bir dönüşle adam eksilterek gol attığını hatırlar mısınız? Ajax’ta harikalar yaratmış, bir buz patencisi gibi sol kenardan kayan Overmars’ın  golcü kimliği taşımasına rağmen kulüp kariyerindeki toplam 401 maçta 78 gol atmış olması onun yetenekleriyle açıklanabilir mi? O kalibrede bir oyuncu 400 maçta 100’ler kulübüne kolayca girebilmeliydi oysa... Brezilya’nın mucizesi Garrincha’nın “saka” ya da “minik kuş” lakabı sağ kenardan her maçta sayılamayacak kadar çok yaptığı bindirmelerden gelmektedir. Topla yaptığı bu bindirmelerin büyük kısmı ceza sahasına orta ya da pas ile sonuçlanır. Overmars gibi kanat adamlarının habercisi, müjdecisi Garrincha’dır kısaca.



Bu denklemde Rommedahl’ın gelişi ise Ronaldo’nun habercisidir!..Danimarkalı sağ kenar adamı Dennis Rommedahl’ın 396 maçta 59 gol atması da onun rakip  kaleye sokulmak noktasında beceriksiz bir adam olduğu sonucunu çıkarmaz. Ama Rommedahl kanat oyuncusu ile kenar forveti arasındaki devrimin en tipik “geçiş dönemi” ni temsil eder. Bu bağlamda önemlidir.Yine de günümüz “kanat” oyuncularıyla kıyaslandığında yetenek olarak daha üst düzeyde yer alan eski isimlerin gol sayılarında bir azlık söz konusu.. Bu durum 4-4-2 ya da 3-5-2’nin kanatlarındaki oyuncuların taktik gereği ceza sahasına sokulamamasından kaynaklıydı. Zaten ceza sahasında takımın 2 golcüsü ve arkalarında da bir merkez orta saha olarak 10 numaraları bulunuyordu. Kanattan gelecek ortalarda bu topları kaleye yollamak ya da indirmek noktasında 3 kişi mevcutken, atağın durumuna göre orta saha, hatta savunmadan bir oyuncu bile bu kesilecek toplara hamle yapmak adına hazır bekliyorlardı. Böyle olunca kanattaki oyuncunun golü kovalamasına pek gerek kalmıyordu. Alanların genişliğinden ve bloklar arasındaki mesafenin açık olmasından kaynaklı atılan ekstra golleri saymazsak, günümüz futbolunda ne Overmars ne de Garrincha adından bu kadar söz ettirebilirdi.


Portekiz ekolüyle adını duyuran ama gelişini çok daha öncelerde müjdeleyen kenar (uzak) forvet kavramı, kanat oyuncularının miyadının dolmasına sebep oldu. Bu bağlamda daha yetenekli ve daha dinamik kenar bekleri ihtiyacı hasıl oldu. Bu ihtiyaca cevap olarak Chivu (Dibine kadar sol bek orjinlidir), Javier Zanetti, Cafu hatta Roberto Carlos gibi isimler ön plana çıktı.Son zamanlarda Gareth Bale’i de bu isimlere dahil etmekte sakınca yok. Ayrıca sağ açık orjinli Hilbert’in sağ bek yerine, sağ önde oynamasını kaç Beşiktaşlı ister acaba şimdi sorsak?.. Geriye dönersek, Recep Çetin futbola şimdi başlamış olsa, İbrahim Toraman gibi yedek kalmaktan kurtulabilir miydi? Trabzon deplasmanında Toraman gibi savunmanın önünde süpürücü olurdu..

 Geçiş dönemi tam olarak tamamlanmadığı için bu gibi etkili kanat beklerinin önlerinde yine klasik manada kenar oyuncularını izledik. Ancak geçen süreyle beraber kanatlarda yer alan oyunculara giderek farklı meziyetler yüklendi.

2003 yılında Manu’ya gelen Ronaldo’nun ilk maçlarındaki topla çok fazla oynama sevdası, sürekli kenarlara inmesi ve çoğu zaman topu kaybetmesi dün gibi gözümün önünde. Tabii şimdilerde kendisine yarı Tanrı muamelesi yapıldığından o senelerdeki hatalarından oluşan bir görsel bulmak mümkün değil.



Ronaldo’nun Ferguson elinde parlamaya başladığı 2004-2005 sezonunda en büyük rakibi Arsene Wenger’in kadrosuna göz atalım ve kenar oyuncularının envanterini çıkaralım;

-Robert Pires: Tam bir kanat adamı. Uzak forvet olmak için gerekli özelliklere sahip değil. Ama duran toplardaki başarısı, pas yüzdesi ve tekniği ile edilgen bir kanat adamı olarak tanımlamak haksızlık olur.

-Fredrik Ljungberg: Her haliyle bir uzak forvet. Hızlı,çalımcı,şut yüzdesi başarılı, duuran toplarda iyi, ayaklarına hakim.

-Jose Antonio Reyes: Tam sözünü ettiğim devrimin ilk ürünlerinden. Forvet,forvet arkası, sağ kenar,sol kenar, hava topu, duran top..hızlı,çalımcı,zeki..

-Dennis Bergkamp: Tipik bir santrafor ya da Zidane gibi bir 10 numara olduğunu kimse iddia edemez. Yetenekleri ile futbol oynadığu dönemin değişikliklerine Wenger sayesinde öyle mükemmel uyum sağladı ki, adını efsaneler arasına yazdırdı. Bence o da dibine kadar bir uzak forvet.

-Thierry Henry: Evet, santrafor. Ama Barcelona günlerinde sol kenardan bindirip, attığı ve attırdığı golleri hatırlamayan var mı?..

Sir Alex Ferguson’un elinde adeta bir elmas gibi işlenen Ronaldo, statik kenar adamı olmaktan sıyrılıp, bir uzak forvete dönüştü ve modern futbol tam anlamıyla yeni bir kavram kazanmış oldu. Aynı yıllara tekabül eden Lucescu’nun Beşiktaş’ı ise 3-5-2’nin kenarlarında İbrahim Üzülmez ve Kaan Dobra ile oynuyordu. Bu dezavantaja rağmen her taktik antrenmanında  İbrahim Üzülmez’e kenardan içeri doğru topla ani koşular yapması defalarca söylendi. Ali Sami Yen Stadı’nda atılan gol bu bağlamda asla tesadüf ya da pozisyon gereği oluşmuş değildir.


Mılan’da Leonardo, Betis’te Denilson, Juventus’ta Nedved,Sporting’de Nani,CSKA’da Milos Krasic.. Farklı dönemlerin oyuncuları olmalarına rağmen tek bir ustanın tezgahından çıkmış gibi ürünler. Modern futbolun uzak forvetleri. Gol atan, frikik kullanan, adam eksilten, hızlı,zeki...

Tigana döneminin en parlak isimlerinden Burak Yılmaz bence bugünkü ihtişamını işte o günlere ve Tigana’ya borçlu. Kısa süre çalışmış olsa da, oradan aldığı temeli Şenol Güneş gibi bir taktisyenin elinde çok iyi kullandı. Şimdi Trabzonspor’da merkez santrafor gibi oynasa da, topla buluşup etkili olduğu yerler genelde rakiple her iki kenardan birinde teke tek kaldığı anlar. Top sürmesi, frikik kullanması, kafa toplarına etkili çıkması, şut becerisi, hızı, fizik gücü..




Bu gün Galatasaray’ın almak için çırpındığı Nordin Amrabat, Doka gibi isimler 4-4-2 oynayan bir takımın kenar adamı mı olacak sizce, yoksa uzak forveti mi? Gençlerbirliği’nde adından söz ettiren Hurşut kenar adamı mı yoksa sol ayaklı olmasına rağmen sağ kenarda oynatılmasını izah eden Fuat Çapa’yı duymadınız mı; “Hurşut çok yetenekli ve topla katetmeyi seven bir oyuncu. Bu yüzden onu sağ kenarda kullanıyoruz çünkü sol ayağıyla içeri ani dönüşler yapıp, şut atabiliyor, etkili bindirmelerini asist ya da golle süsleyebiliyor. Onun sağ kenarda olması bizim için büyük avantaj..”

Barcelona’nın her şeyi Messi kenar forvet olarak oynadı. Hem de 2 sezon boyunca. Önünde Zlatan İbrahimovic vardı. Ertesi sene ise David Villa geldi. Bu gün Manchester United kenar forvet olarak Ashley Young ve Nani’yi kullanıyor. Giggs sağ ya da sol içte görev alıyor. Arsenal’in günümüz kadrosunda bu tanıma uyan sadece Arshavin var. Samir Nasri’yi satmış olmaları onlara bu yüzden bu kadar kan keybettirdi. Liverpool kenar forveti yaratmak adına Jordan Henderson gibi bir pas üstadını sağ kenarda oynatıyor. Israrla onun sağ kenardan içeri dalışlar yapmaya alışmasını ve patlama yapmasını bekliyorlar.

Bu gün Fenerbahçe’nin elinde en değerli oyuncusu Stoch. Her maç yaptığı hareketlerle kesinlikle kilidi açıyor. Takımda onun yaptığını yapmaya yakın tek adam Dia. O da zayıf tekniğini hızıyla örtmeye çalıştığı için Holosko’dan hallice duruyor. Beşiktaş’ın sezon başından beri yararlanamadığı Bebe bu ligin kaderini tek başına değiştirebilir. Kendini toparlamış bir Quaresma ile Bebe’nin uzak forvet olarak aynı anda sahadaki varlığı Beşiktaş’ı her kulvarda uçurur. Rotasyona katılabilirse, Burak Kaplan ve merkez santrafor olmasının yanında uzak forvet kimliğini severse Mustafa Pektemek sarsılmaz bir sistem armağan edebilirler Beşiktaş’a.

Futbol son 15 senede hiç değişmediği kadar değişti. Kanat oyuncuları, yerlerini uzak forvetlere bıraktı. Ve bu uzak forvetler gol atmak adına yapılması gereken her şeyi yapıyor. Kafa topuna çıkıyor, duran top kullanıyor, top sürüyor, topsuz alanda çapraz koşular yapıyor, verkaçla içeri sokuluyor, ara pası atıyor, asist yapıyor, uzaktan şut deniyor. Futbolun beyni artık orta sahanın ortasında değil, rakip yarı alanın her iki kenarında çalışıyor..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme