12 Ocak 2012 Perşembe

"Craven Cottage" Olmak?..




Son günlerde yine gündemde stad meselesi. “Abi, askerlik kısalıyormuş” efsanesiyle yarışır. Derler ki, Akad Kralı Sargon tarihte bilinen ilk düzenli orduyu kurduğundan beri “Kesin bu yaz askerlik düşecek” şeklinde bir söylenti yayılır. Süleyman Seba gittiğinden beri de bu stada her mayıs ayında kazma vurulur. Yeni açık tribüne yapılan iyileştirme ve zeminin aşağıya çekilmesi dışında bir şey görmedik.

Kazlıçeşme durumları, spor kompleksi, içinde alışveriş merkezi, kongre sarayı,sinema filan da olacak komple bir yaşam alanı derken herkesin kafası karışmış durumda. Ayrıca eski açık tribünün sit alanı olması durumu var. Stadın bulunduğu hassas konum itibariyle de mimari açıdan hem ihtiyaçlara cevap verebilecek modern çizgilere sahip, hem de çevresiyle uyumlu yeni bir yapı gerekiyor(mu?)..

Bence, gerekmiyor. Öncelikle herkesin bildiği üzere Beşiktaş bir semt takımıdır. Takımın antrenman tesislerinin Fulya’dan alınıp, Ümraniye sırtlarına götürülmesi bu semt takımı olma haline zaten yeterince zarar vermiştir. Hala bunun acısını çekerim içimde bir yerlerde. Şimdi gelirlerini arttırmak amacıyla stadın başka bir noktada yapılmasına canım pahasına karşı çıkarım. Bu değişmez bir tavır olarak kenarda dursun.

İnönü Stadı’nın yerine daha modern bir stad inşası kağıt üzerinde elzem görülebilir ama her şeyi de “modern çağın gerekleri” ile açıklamak tarihi değerlerimize bu kadar sırtımızı dönmemiz manasına gelmez. Sürekli bir farklılık, bir incelik, bir başka tavır koyma dürtüsüyle yaşatılan bu gelenek, şartlar ne getirirse getirsin, çağın gereklerine o kadar da uyum sağlamak zorunda değildir. Sonuçta, kendi gelenekleriniz doğrultusunda eğer derdiniz sizi siz yapan değerlere sahip çıkmaksa, son derece etkin çözümler üretilebilir.

Öncelikli yapılması gereken şey, lafı eveleyip gevelemeden, herkesin eteğindeki taşları dökmesidir. Hükümet bu konuda nerede duruyor, düşüncesi, amacı nedir, bunu bilmeliyiz. Daha sonra Demirören ve şükerası stad projesini kongre üyelerinin burnuna tuttuğu havuç olarak mı kullanıyor, bu açıklığa kavuşturulmalı.


Ben “modern stadın” bir zorunluluk olarak kapıya dayanacağını düşünenlere inanmıyorum. Stadyum gelirleri elbette kulüpler adına elzem bir yer işgal ediyor. Fakat bu sadece beton blokların üst üste yayılmasıyla sağlanacak kadar basit bir durum değil. Özellikle söz konusu hedef kitle Beşiktaş taraftarı ise. Bir kere, bu yönetim taraftar kitle analizi yapmak noktasında son derece beceriksiz. Ya da isteksiz. Mete Düren’in maç biletlerinin pahalılığıyla ilgili her yorumu sonrası titreme krizleri geçiriyorum. Bu kadar tepeden bakan, taraftarına, takımını var eden değerlere uzak bir yönetici tipi hayal dahi edilemez. Bu kulübün taraftarları ile arasında daha samimi ilişkiler geliştirmesi gerekir. Yoksa, modern stad yapmakla geçici çözümler elde edersiniz. Oysa kulüp-taraftar arasındaki mesafeyi kısaltır, mevcut stadı depreme karşı gerekli güçlendirmelerle güvenli hale getirir, sezonluk kombine fiyatlarına her sezon kol gibi zamlar yapmazsanız kapalı gişe bile oynarsınız senelerce.

Ayrıca ortada dolanan projelerde gereksiz bir şatafat, altına kongre merkezi, üstüne restoran, icabında otel filan gibi abukluklara asla ve kat’a girilmemesi gerekir. Özen gösterilmesi gereken yegane konu, burada staddır. Konumu, tarihi değeri bir kenara her durumda bundan 50 sene sonra bile tek çivi çakılmamış haliyle bu stad dünyanın en güzel 10 stadı listesinde kendine yer bulur. Çünkü bu stadın bir “ruhu” vardır. Bu ruhu inkar etmek, modernite ile, çağın gerekleri ile, kulübün içinde bulunduğu borç krizinden çıkışının tek yolu ile bağdaştırmak en hafif ifadeyle akıl tutulmasıdır. Avrupa’nın bütün önde gelen kulüpleri stadlarını modernize etmiş olabilir. Ama elimizde bir Fulham örneği var. Arap sermayesinin eline geçen Londra takımı, stadı Craven Cottage’i yenilemek istediğini defalarca dile getirdi. Ama o tarihi tribüne el sürmeleri kesinlikle yasak. Çünkü Londra’nın konuyla ilgili makamlarına göre o tribün artık basit bir futbol tribünü olmasından çok daha öte, yaşayan bir miras. Bölgenin simge eserlerinden biri. Bu durumda ne kadar içinden çıkılmaz bir durum olursa olsun o “ruh”u oradan kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Kalan 3 tribünü yıkılıp, modernize edilmişti zaten. Ama o tribün hala ilk günkü gibi yerinde. Fulham taraftarlarının bununla gurur duyduklarından eminim. O stada futbol oynamaya gelen misafir takım oyuncularının etkilendiğinden de.. Hatta rakip taraftarlar da bu duruma büyük saygı duyuyorlardır.


Geriye kalan tribünler için mimari estetiği bozmadan kapasite artışı gayet yapılabilir. Mevcut haliyle 32 bin seyirci kapasiteli İnönü Stadı’nı 60 bine çıkarmak ne kadar gereksiz, söylemeye bile gerek yok. Bu durumda 40 bin kapasite gayet yeterli ve mantıklıdır. Ayrıca böyle gelenekçi bir yaklaşım kulübün değerlerliyle de birebir örtüşeceği için, taraftarlarca da gayet sahiplenilir. Modernize edilmesi gereken kalan 3 tribünden birinin adını Süleyman Seba, diğerinin adını Baba Hakkı ya da Şeref Bey, şimdiki Kapalı tribünün adını da Mehmet Işıklar tribünü koyun, kombinelere fahiş zamlar yapmayın, stadı deprem gibi risklere karşı güçlendirin, yeni açık tribünü sahaya İngiliz modeli kutu gibi yaklaştırın. Ondan sonra yeni stada gerek kalıyor mu, kombine satışları patlıyor mu, patlamıyor mu görelim.

Şu güzelim stadı “modernize etmek” adı altında Halkalı Toplu Konutları gibi beton bir yığına çevirenin bu dünya da da, öbür dünyada da iki elim yakasında. Stadın mevcut yerini terk edip, başka bir yere gidenin zaten yatacak yeri yok. Bu sürece sessiz kalan, kafası karışan, “ama abi öyle gerekiyor, ben de istemiyorum aslında..” filan diye geveleyenin de acil tarih dersine ihtiyacı var.

Bu takım semt takımıdır. Elinde kalan en büyük değeri de stadıdır. Bedeli ne olursa olsun savunulmalıdır..

2 yorum:

  1. Sana katilmakla birlikte stadin muhendislik anlaminda enkaz olma ihtimalini de goz onunde bulundurmak gerekir diye dusunuyorum. Bu durumda yenilemek gerekebilir.

    Yapilmasi muhtemel tesiste ben de senin gibi restoran,otopark ve kongre salonu gibi etkenlerden(olmasin demiyorum ama oncelik verilmemeli) daha onemlisi stadyum ve mimariye onem verilmesi gerektigini dusunuyorum. Modern, celik konstruksiyon bir staddansa vadiye uyumlu tarihi ve mevcut stad gibi silueti etkilemeyecek sekilde bir tasarim ile ortaya guzel isler cikarilabilir.

    Boyle dusunuyorum sonra kafami kaldirip baskana bakiyorum...

    YanıtlayınSil
  2. Şimdi Dolmabahçe Sarayı,Saat kulesi vs varken orada tabi CRAVEN COTTAGE OLMAK güzel,hoş,romantik.

    Ancak İstanbul'un üstten fotoğrafını çekersek eğer hiç böyle bir görüntü çıkmıyor.
    Yeşiilikler arasından fırlamış garip gurabe bir otel var orada swissotel'den bahsediyorum.
    Stadın hemen üstünde 3 tane eski İtü fakültesi arasına yapılmış gökdelen var ve saçma sapan bir mimarisi de var hani bilmeyenler için tarihi dokuyla falan hiçbirşey ile uyuşmuyor.

    İngiltere'de Craven Cottage'ın fotoğrafını görünce İngilizler haklı şehir o kadar düzenli ki gerçekten orayı yıktırmamaları doğru dedim.
    Ancak İstanbul'da hadi diğer yerleri geçtim zaten İnönü ve çevresinin hali ortada.
    Bugün her tarafı reklam panosu kaplı stadın.
    Tente gibi garip bir çatısı var yeni açığın.

    Tarihi doku şehirin düzeni çok meraklıysalar yıksanlar o gökdeleni bizde bırakalım yeni stadı hatta stadı da küçültelim.
    Tarihi dokuya önem veren yok bu şehirde.
    Varsa yoksa rant.
    Orayı Beşiktaş'tan alalım birilerine peşkeş çekelim onlar orada otel mi yapar gökdelen mi diker kendileri karar verir.

    Öte yandan zaten kutu şeklinde bir stad orada imkansız ancak bu eski stadı yenilemek ne kombine satışı getirir ne de başka birşey.
    Klübün yeni stad yapacak ekonomik durumu yok.
    Arkasına alışveriş merkezi,altına otopark,içine kongre merkezi,butik otel koymak gibi fikirlerin hepsi değilse de bir kısmı yapılsın ki stad bedelini uzun vadede karşılayabilelim.

    YanıtlayınSil