27 Ocak 2012 Cuma

Algıda Seçicilik; Yeter mi, Yetmez mi?..


                                                           ALGIDA SEÇİCİLİK

2004 yılında Beşiktaş’a başkan olduğunda bu kulübün borcu 50 Trilyon civarındaydı. Geçen süre zarfında, son yapılan mali kongrede açıklanan resmi rakam ise, 442 milyon 421 bin 369 TL..
Göreve geldiği seneden beri çalışılan teknik direktör sayısı 8, futbolcu sayısı ise 2009 yılına kadar 61’di. Son 2 sezonu da içine katınca 100’e ne kaldı şurada?..
Amatör şubeler giderek küçüldü, borç ve alacak krizleri içinde kıvrandı. Hentbol takımı teknik kadrosu ve idari oyuncuları aylarca paralarını alamadı. Takımın hocasının elektrik faturasını ödeyecek parası olmadı. Türkiye Kupası Finali’nin oynandığı İzmir dönüşünde, kafile bir bakkalın önünde yarım ekmek kaşar molası verdi! Namağlup şampiyon olan bu değerli takıma, prim olarak KOL SAATİ verildi.
Basketbol takımının oyuncuları bezdirilmek için, herkes tatil yaparken idmana tabii tutuldu. Sözleşmelerinde indirime gitmeye yanaşmayan bu formayı taşımış sporculara işkence yapıldı. Salonu iyi kötü dolduran taraftar adeta iğrendirildi amatör branşlardan. Cola Turka garabetine peşkeş çekilen basketbol şubesinin bu anlaşma ile elde ettiği kaynak, futbolcuların transfer alacaklarına tahsis edildi. Engelli Basketbol Şubesi’ne destek amacıyla çıkarılan bilekliklerin geliriyle Matias Delgado’nun alacakları ödendi.
Her açıklaması, kürsüden çıkıp yaptığı her konuşmasıyla camia içinde infiale neden olan bu adam “Tribünleri temizleyeceğim!” tehdidi savurdu. Şeref Tribünü’nden ayağa kalkıp, kendisini protesto eden taraftarlara galiz küfürler savurdu. Denizlispor maçında kapalı tribünün üzerine paralı askerlerini saldı, kendi taraftarını dövdürttü.
Camianın geleceği ve tek kurtuluşu olarak gördüğü, Seba zamanından beri üzerine titrenen Fulya Projesi’nin gelirlerinin büyük kısmını ipotek ettirdi. Daha inşaat halindeyken projenin gelir haklarını sattığı iddia edildi. Bu iddialar cılız bir kaç ses tarafından dile getirildi, ancak kimse gerçekte ne olduğunun üzerine gidemedi. Uzunca süredir Fulya hakkında tek cümle kuran yok.
Her sene mayıs ayında “Stada Kazma Vurma Şenlikleri” düzenledi. Senelerdir projeydi, Anıtlar Kurulu’ydu,hükümet,Belediye Başkanı derken proje bekleyen insanlar çocuk gibi kandırıldı. Kongrede havuç olarak kullandığı stad projesi hala gündemde...
Göreve getirdiği her hocasını göndermeden 15 gün kadar önce “Arkasındayız” demeci verdi. Futbolcu transferlerine araya giren menacerlere korkunç paralar ödedi. Tomas Sivok ve Zapatocny transfelerinde ödenen usülsüz paralar yüzünden Udinese ile davalık oldu. Bu transferlerin iç yüzü İtalya’da hala araştırılıyor. Gaziantepspor’dan Tabata’ya 8 milyon euro ödeyerek gelmiş geçmiş en bidon transfer rekorunu kırdı. Del Bosque’ye kulüp tarihinin en ağır tazminatlarından birinin ödenmesine neden oldu.
Paralı adamlarını Beşiktaş Kongre Üyesi yaparak, aidatlarını cebinden ödedi. Forza Beşiktaş forumunda, “Benim aidatımı kim ödüyor?” diye başlıklar açıldı. Parasını cebinden ödediği yeni kongre üyelerinin büyük kısmının Fenerbahçeli olduğu ortaya çıktı. Kendi ticari bağlantıları için Beşiktaş ismini kullandı. Menacer Mendez ile kurduğu yakın ilişkiler sonucu takımın geçen seneki bütün yabancı transferleri Mendez’in şirketine bağlı futbolculardan yapıldı. Cristiano Ronaldo’yu yeni açtığı alışveriş merkezinin tanıtımını yapmak üzere getirdi. Başbakan’ın rahmetli annesine taziye mesajı yollamak için kulübün resmi sitesini kullandı. Resmi site aracılığıyla basit bir taziye mesajını, methiye defterine döndürdü. Hükümete, Başbakan’a ardı ardına dizdiği övgüleri utanmadan kulübün resmi sitesinden yayınladı. Kulübü siyasete, ticari ranta, mafyaya, kişisel bağlantılarına alet etti.
Daha sayamadığım nice icraatin sahibi bu adama, zaman zaman büyük protestolar yapıldı. Çeşitli süreçlerle dalgalanan bu protestolar, bazen sönümlenme noktasına geldi, bazen de “Çıldırt Bizi Başkan!” şeklinde sipariş pankartla övgülere mazhar bir hal aldı. Kongrede ibra edildiğinde “YETMEZ” tezahüratı yükseldi. Kendisini “YETER” diye protesto eden tribünlerle adeta dalga geçilircesine..
Ama dün kopan kıyamet, bu adamın hiç bir icraatinden sonra kopmamıştı. Olağanüstü Genel Kurul’da kürsüden “Fenerbahçemiz” demesi herkesi çıldırttı. Sosyal medyada en çok konuşulan isim oldu. Adı küfürlerle, beddualarla anıldı. Oysa bu adam dün neyse, bu gün de oydu. 2004’ten beri çizgisinden 1 cm bile sapmadı. Kulübün değerlerini yerle bir etti. Saygınlığına tecavüz etti. Mali yapısını yerle bir, taşınmazlarını talan etti. Daha cebine girmemiş gelirlerine ipotek koydurdu. Bunca naneyi yedi ama çıkıp bir kere “Fenerbahçemiz” dedi, ortalık ayağa kalktı..Belki sadece dili sürçtü, belki içindeki Fenerbahçe aşkını daha fazla bastıramadı. Ama bu adam Fenerbahçemiz demeseydi, bu kopan kıyamet asla kopmayacaktı.. Oysa o adam, o kürsüye küme düşmeyi bir defaya mahsus kaldırmak amacıyla çıkmıştı. Kendi kulübünün suçsuzluğuna dair çıkıp, tek kelime etmedi. Decoder alın dedi, küme düşmeyi puan silmeye çevirmek için, bu kulübe harcadığı mesaiden fazlasını harcadı. O adam şikeyi meşrulaştırmak için o kürsüye çıkmıştı..Çıktığı o kürsüde "Fenerbahçemiz" deyince film koptu.Bunu bilmek asıl acı olanı işte...Başlığa geri dönüyoruz; ALGIDA SEÇİCİLİK...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme