27 Kasım 2011 Pazar

Trabzonspor:0-1 Beşiktaş




Inter maçını tribünden takip eden Carvalhal Trabzon’un Burak Yılmaz başta olmak üzere, hücum hattına karşı geniş önlemler alarak başladı maça..

Bu önlemler çerçevesinde Aurelio’nun görevine soyunan İbrahim Toraman üçüncü stoper olarak savunmanın önünde yer alıyordu. Aynı zamanda takımının kanat akınlarındaki kırılganlığını da düşünen Carvalhal, Hilbert ve İsmail’e yardımcı olmaları için bir kanada yanaşmakla Ernst’i görevlendirmişti. Diğer kanada yardımcı olması içinse, Ekrem Dağ görevlendirilmişti.

Trabzonspor’u önce durdurmak maksatlı bu tertiple sahaya çıkan Beşiktaş’ta Ekrem Dağ hariç, herkes görevini ilk 45 dakikada yerine getirdi. Ekrem, pozisyon bilgisi ve oyunu okuma yönünden o kadar zayıf bir oyuncu ki, 25. Dakika geçilirken hala nerede durması gerektiğini çözememişti. Neyse ki, duruma müdahale eden Fabian Ernst kanatlara açılmasını elle işaret etti. Böylece Ekrem Dağ, alanını doldurdu.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Kötünün iyisi; Trabzonspor:1-1:FC Inter




Taraftarının da etkisiyle, maça hızlı giren Trabzonspor, etkili olamadı ama topla ilk kez organize şekilde rakip yarı alana geçen İnter, Avrupalı olmanın ne demek olduğunu bir kez daha gösterdi hepimize..

Iki Arjantinlinin çok basit ve etkili verkaçı sayesinde tabelada üstünlüğü ele geçiren İnter, tempoyu lehine olacak şekilde düşürmeye çalıştı bu dakikadan sonra..

20 dakika geçilmesine ragmen, kalesindeki ilk atakta golü yiyen Trabzonspor’un bu maça dair fikrinin ne olduğunu anlayamamıştık. Çok geçmeden o fikir de ortaya çıktı; takımın orta sahasını oluşturan Halil Altıntop, Alanzinho ikilisi sürekli deplase oluyordu. Daha çalışkan ve istekli oynuyla neredeyse tamamen serbest oynayan Halil Altıntop’un bu dinamizmi beraberlik golünü getirdi. Ayrıca gol gelene kadar geçen süre içerisinde ve sonrasında Colman’ın ligimiz standartlarının çok üzerindeki oyununu da göz ardı etmemek gerek. Sürekli aklını ve tekniğini kullandı. Yaptığı dikine paslar, oyunu rahatlatan harreketleri, takımın liderliğine soyunması işleri Trabzonspor adına rahatlatan etkendi.




22 Kasım 2011 Salı

Deprem Tamam da, Peki ya Deplasman?!..




Beşiktaş tribünlerin son bir kaç senedir geriye gittiği inkar edilemez bir gerçek. Birileri çoktan birilerinin kayığına bindi ve birileri çoktan birilerinin adamı oldu. Bu kaotik durum tribünde pek çok şekilde kendini belli etti. Iyi niyetiyle tribün kovalayan insanlar çekilmeye başladı öncelikle. Eskiden beri süregelen kavgalar daha basit nedenlerden çıkmaya başladı. O tanıdık simaların içinde kendinizi güvende hissettiğiniz tribünün yerine, yabancılaştırıldığınız bir tribün hakim olmaya başladı.


Ayrıca, tribün özeleştiri mekanizmasını da büyük ölçüde yitirdi. Eskiler ve yeniler arasındaki etkileşim minimum indi. Küskünler ordusu her geçen gün çoğaldı. Bu bağlamda tribünün kendini ve çevresini kontrol etme yetisi de sınırlandı. Beşiktaş tribünü dahilinde çok geniş bir yazı yazmak lazım aslında. Enine boyuna konuşmak, incelemek..

Ama son oynanan derbi maçında kapalı tribüne isnat edilen “ırkçı tezahürat” suçlaması, pek gerçekçi değil. yaratılan linç kültürürün arkasında da başka nedenler var. Yine de piyasada bu denli göze batan, her yaptığıyla gündem olan bir tribüne saldırılması sürpriz değil. Zira popular kültür, bununla besleniyor. Çabuk besleyip, çabuk büyütüyor. Aynı hızla da yiyip, bitiriyor. Bu durumdan sakınmanın bedeli de, bu kadar populer olmamaktır. Bu popüler olma halinizden taviz vermezseniz, bu tür linç kampanyalarına da kurban gidersiniz.

Ayrıca bütün tribünleri ilgilendiren, derbilere deplasman yasağı getirilmesi konusunda tek kelam etmeyip, gündemi meşgul eden başka konularda ses vermek bana yeteri kadar samimi gelmiyor. Elbette, Vanlı kardeşlerim adına gözlerim doldu, takımının tribünleri adına da gurur duydum yapılan o güzel eylemle. Ama kendi çatımıza yağan yağmuru görmezden gelip, başkalarının acılarını öne çıkartıp, gündemi geçiştirmek bu tribune yakışan bir tavır değil.

Fenerbahçe taraftarını kendi tribününe davet eden Çarşı, Galatasaray taraftarı için bu iyi niyeti neden göstermedi, bilmiyorum ama koca maç boyunca deplasman yasaklarına karşı tek slogan atılmamasını kabul edemiyorum. Sanırım yalnız da değilim..

Bir Garip Derbi BJK:0-0GS



beşiktaş’ı karşılamak ve oyunu rölantide tutmak adına bir tertip ve dizilişle oyuna başlayan galatasaray, fatih terim’in motivasyon yeteneğini hesaba katmamış olacak ki (!) ilk 20 dakikayı hücum ederek geçirdi. 20 dakika boyunca yüklenen,koşan,pas yapan galatasaray’ın dizilişine hiç de uygun olmayan bu hevesi beşiktaş adına çok etkili kontralara dönüşebilirdi ama beşiktaş da kontra yapmak üzere çıkmamıştı sahaya. bu karşılıklı durum maçı garip bir hale soktu. ayrıca bu gariplik maç boyunca devam etti.

Temkinli "Avcı"



bazı önyargılarıma ragmen, yeni görevinde başarılı olmasını temenni ettiğim teknik direktördür kendisi..

öncelikle ülke ortalamasının üzerinde bir taktisyendir. milli takımın alt yaş gruplarında kazandığı başarıları bu yüksek taktik zekasına bağlamak pek doğru olmayabilir ama ibb takımında geride bıraktığı yılları göz önüne alınca, beğensek de beğenmesek de üzerine her yıl katarak bir yapı inşa ettiği yadsınamaz.

Tercümanlıktan Zirveye: Jose Mourinho



4-6-0 ’ın mucidi. ve çağımızın bana gore en büyük taktisyeni. bobby robson ’ın tercümanlığından futbol dünyasının zirvesine uzanan bu yolculuğunda en fazla egosuna borçlu. görev aldığı takım ne kadar şaşalı, ne kadar büyük olursa olsun saha içi mücadelesinden sakınan oyuncularla asla çalışmıyor. sorunlu çocukları büyütmek, futbol arenasına yeni yıldızlar armağan etmek gibi kaygıları yok. zaten bu kaygıları olsa, o sistemini uygulayamaz. belki bu noktada eksik olduğu söylenebilir. ama pek kimsenin, özellikle de kendisinin umurunda olduğunu sanmıyorum.