23 Kasım 2011 Çarşamba

Kötünün iyisi; Trabzonspor:1-1:FC Inter




Taraftarının da etkisiyle, maça hızlı giren Trabzonspor, etkili olamadı ama topla ilk kez organize şekilde rakip yarı alana geçen İnter, Avrupalı olmanın ne demek olduğunu bir kez daha gösterdi hepimize..

Iki Arjantinlinin çok basit ve etkili verkaçı sayesinde tabelada üstünlüğü ele geçiren İnter, tempoyu lehine olacak şekilde düşürmeye çalıştı bu dakikadan sonra..

20 dakika geçilmesine ragmen, kalesindeki ilk atakta golü yiyen Trabzonspor’un bu maça dair fikrinin ne olduğunu anlayamamıştık. Çok geçmeden o fikir de ortaya çıktı; takımın orta sahasını oluşturan Halil Altıntop, Alanzinho ikilisi sürekli deplase oluyordu. Daha çalışkan ve istekli oynuyla neredeyse tamamen serbest oynayan Halil Altıntop’un bu dinamizmi beraberlik golünü getirdi. Ayrıca gol gelene kadar geçen süre içerisinde ve sonrasında Colman’ın ligimiz standartlarının çok üzerindeki oyununu da göz ardı etmemek gerek. Sürekli aklını ve tekniğini kullandı. Yaptığı dikine paslar, oyunu rahatlatan harreketleri, takımın liderliğine soyunması işleri Trabzonspor adına rahatlatan etkendi.






Inter kağıt üzerinde güçlü hücum hattını idareli kullanarak, maçın temposunu sabitlemeye uğraştı. Halil ve Colman’ın ekstra işlerini saymazsak, maç genelinde bunu da başardı. Inter adına maçın en etkisiz ismi Stankovic’ti bana gore. Her iki takımın da kalabalık orta saha kurgusu içerisinde ne yapacağına karar veremedi maç boyunca. Akılda sadece Zokora ile ikili mücadeleleri kaldı. Aynı şekilde Trabzonspor adına da Alanzinho günün etkisiz ismiydi. Ayrıca bu etkisizliğinin yanı sıra, maçın sonucuna da etki eden bir tercih hatası yaptı. 71. Dakikada gelişen ani atakta sol kanada deplase olan Hamit’I görmek yerine, göbekten giden Burak’ın önüne topu yuvarlayabilmiş olsa, Trabzonspor adına çok güzel bir gece olabilirdi. Zaten Alanzinho bu tür tercih hatalarından ötürü performansını gereken seviyeye bir türlü çıkaramıyor. Haiz olduğu yetenekleri ve hızının üstüne, çabuk ve analitik düşünme yeteneğini de koysa, şimdikinden çok daha yüksek kalibreli bir silah olabilir.

Şenol Güneş, 3 puanı alabilmek adına bütün riskleri aldı bana kalırsa. Ayrıca herkes Alanzinho-Adrian değişikliği beklerken, o, orta saha dinamizminden feragat etti, Inter’in üzerine çok etkili gelmeyeceğini öngörmüş olacak ki, Serkan Balcı’nın yerine Adrian’ı aldı sahaya.  80’li dakikaların ilk başlarında ise son hamlesini ve bence oyun boyunca en doğru olanını yaptı ve Alanzinho yerini Henrique’ye bıraktı. Iki veteran stoper Lucio ve Samuel’in arasında yeterince yıpranan Burak’I yeniden etkin kılmak adına yapılabilecek en iyi müdahaleydi bu oyuna. Ama karşınızdaki takım Inter olunca, oyunun değişkenlerini tek başınıza belirleyemiyorsunuz. Nitekim Inter o dakikadan sonra Trabzonspor’a köşe vuruşları ya da bir kaç duran top haricinde hiç açık vermedi ve Trabzon’dan grup liderliğini garantileyerek ayrıldı.

Adrian’ın direkten dönen kafa topuna üzülmek yerine, bu denli güçlü bir rakip karşısında alınan 1 puana sevinmek gerekir bence. Sonuçta Lille deplasmanı karalar bağlanacak kadark kötü bir deplasman değil. Şu oyun kurgusuyla, kolaylıkla oradan istediğini alabilir Trabzonspor.

Bir şerh düşmek istiyorum sadece, bu takımın gole ihtiyacı olduğunda forveti Henrique olmalı ve Burak Yılmaz uzak forvet görevine soyunmalı. Lille deplasmanında olası bir geriye düşüşte takımın tek çıkar yolu bu. Umarım Trabzonspor yoluna devam eder. Bana kalırsa en kötü senaryo Avrupa Ligi gibi görünüyor. Izleyip, göreceğiz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme