9 Aralık 2011 Cuma

TEZ-ANTİTEZ



El Clasico bu Cumartesi Barnebau’da. Yine tüm dünyanın gözü bu eşsiz mücadelede olacak. Yine vitrinde en öne çıkanlar konuşulacak.” Ronaldo mu, Messi mi?” falan filan.. Ben şunu konuşmak istiyorum; Artık inkar edilemez şekilde FC Barcelona bir ekol. Ve onun ekolü modern futbol için bir tez. Peki geçerliliğini uzun süre koruyacak bu tezin bir antitezi çıkacak mı? Çıkacaksa da, onu Real Madrid üzerinden Mourinho mu çıkaracak? Aslında La Liga’nın dengeleri gözetildiğinde elbette en olası sonuç bu. Yoksa Athletico Madrid’den bu tür bir antitez girişimi beklemek saflık olur. Valencia desen, bir nebze ama o da kesmez.. ikisi beraber sahaya çıksalar, ben handikaplı Barca oynamam da, normal 1 oynarım..(Oran iyiyse, ilk yarı 1 bile oynarım)

8 Aralık 2011 Perşembe

Mustafa-Almeida Farkı; MANİSA:1-4:BJK




Kadro iskeletini giderek oturtan ve rotasyonu sadece gerekli zamanlarda kullanan Beşiktaş, bu kurgu ve bu kadro seçimiyle gidebildiği yere kadar gidecek. Bu akşamki maç bize bunu gösterdi. Aynı zamanda Carvalhal’in adaletli davranma konusunda giderek daha  mahir olduğunu da söylemek mümkün. Sezon başında “futbolun basit doğrularını yerine getirmeye çalışan bir teknik direktör” olduğuna değinmiştim. Kafasındaki o doğruları takıma monte ettikçe, oyunun akışına göre davranış geliştirmeyi de öğretiyor. Bu gün kısa zaman aralıklarıyla da olsa, ayağında top tutan, pas yapan, akıcı şekilde sahanın her yerini kullanan bir Beşiktaş izledik. Bu durum, bir şeylerin sebebi değil, sonucu. Zamanla o kopuk kopuk sergilenen oyunun süresini uzatacaktır takım. Bu sinyalleri vermesini görmek bile güzel.

Altıntop!.. LİLLE:0-0:TS



Trabzonspor, son virajı dönmek adına ve haklı olarak gol yememeyi ön planda tutarak başladı maça. Rakip Lille, Trabzon’un erken uyarı sistemini devre dışı bırakmak ve savunma bloğuyla baş başa kalmak istiyordu. Bloklar arasındaki bağlantıyı hızlıca kesip, takım toparlanamadan topu tehlikeli bölgeye getirme peşindeydiler. Bunu en kestirmeden yapmak üzere ise iki yol denediler maç boyunca. Birincisi, blok halinde orta sahası ile yüklenip, rakibin orta sahasını geri itmek ve kalabalık duvar arasına Joe Cole, Sow ve Hazard üçlüsünden birini kaçırmak.. İkinci yol ise, nispeten daha uzun şekilde araya atılan toplarla direk Sow’u hedef alan, zaman zaman da Hazard’ı kenara kaçırarak içeri ani girişlerinden, ince bileklerinden ve koşularından yararlanmak..

"Kocaman" Hata; GS:3-1:FB




Ligde son oynadığı Ankaragücü maçında kanatta denenen Bienvenu’nun ne kadar etkisiz olduğundan söz etmiştim ekşi sözlük'te. Sıkıntıları boyu aşan ve küme düşmemeye oynayan Ankara temsilcisi, Bienvenu’nun bulunduğu kanattan gelerek 2 gol bulmuştu. Fenerbahçe ise uzaktan şutlarla gole ihtiyacı olduğu tüm anlarda bulmuş ve bu durum kerameti kendinden menkul spor medyası tarafından “Fenerbahçe hücum sorununu çözdü” olarak yorumlanmıştı. Oysa, sorun çözülmek bir tarafa dursun, derbide daha da büyümüştü.

Bienvenu’nun kanattaki varlığına bu defa forvet mevkiinde yer alan Alex eklenmişti. Biz, kadroda sürprizi Fatih Hoca’dan beklerken, Aykut Kocaman ters köşeye yatırmıştı herkesi..




5 Aralık 2011 Pazartesi

Akışkan Kurgu; Beşiktaş:2 -1:Orduspor




Rakip Orduspor’un direngen takım yapısı ve dinamik orta sahasına karşı, Beşiktaş elindeki alternatiflerden en doğru olan 11’le başladı maça. Sol kanatta sakat Simao yerine Veli (ki bu mevkide Avusturya Ligi’nde asist kralı olmuştu) sağda ise Holosko vardı. İlk 25 dakika geçildiğinde ileri uçta yine edilgen kalan Almeida, Quaresma ile yaptığını bu defa her iki kanat adamıyla da yapmaya başladı. Kendini sağ ya da sol kanada attı. Üstelik Almeida’nın boşalttığı alanı ne zaman kimin dolduracağı da değişkenlik gösteriyordu. Bu hareketlilik Orduspor savunmasının kafasını karıştırdı. Bu değişken ve akışkan kurgu son Avrupa sınavından yorgun dönmüş ve pres gücü azalmış Beşiktaş’ı daha yaratıcı kıldı. Ayrıca blokları arası mesafenin de yanaşmasını sağladı.

3 Aralık 2011 Cumartesi

Yurdum Derbisine Doğru..



önde şok presle oldukça kırılgan bir takım haline gelen ama her durumda şapkadan tavşan çıkarabilen fenerbahçe ile, fatih terim'in dinamik galatasaray'ı bu çarşamba karşı karşıya gelecek..

her iki kanatta görev verilirse stoch-dia ikilisi, arkalarında yer alacak emre ve forvet arkasında serbest adam rolüyle kaptan alex ile ev sahibine çok büyük sorunlar yaratabilir. hele bir de sırtı dönük duvar görevini kusursuz gören semih'in varlığı kesinlikle tabelaya yansır.

buna mukabil, maça hızlı baslayacak galatasaray, pres gücünü etkin kullanabilirse, erken bir golle öne geçip, fenerbahçe'nin muhtemel bütün planlarını çöpe atabilir. farklı bile kazanabilir.

2 Aralık 2011 Cuma

Kanserojen Galibiyet; Maccabi Tel Aviv:2-3:Beşiktaş




Trabzonspor maçındaki kazanan 11’i ve taktiği bozmayan Carvalhal, bu defa bir ayrıntıyı gözden kaçırdı; rakip Maccabi Haifa, Trabzonspor’a göre daha hareketli ve daha fiziğe dayalı bir oyun oynuyordu. Ayrıca arkayı kalabalık tutmak nicel olarak bizim adımıza üstünlük gibi dursa da, nitelik olarak takımı yine zaman zaman eksik bıraktı. Zira İsrail ekibi savunma arkasına sürekli adam kaçırmanın peşindeydi. Ayrıca sırtı dönük şekilde topu alan Beşiktaş orta saha oyuncularına şok pres uygulayarak, kazanacağı ani toplarla tehlike yaratmanın peşindeydi. Bu durumda top kullanma yeteneği sınırlı olan İbrahim Toraman ve Ekrem Dağ’ın varlığına eklenen çok yavaş ve çok riskli oynayan Manuel Fernandes tehlikeyi iyice arttırıyordu.

Ekrem Dağ tercihi yerine Holosko, Fernandes yerine de Veli Kavlak seçilmiş olsa, maçın düğümü ilk yarıda çözülür, İstanbul’da oynanan 5-1’lik maça benzer bir skor ortaya çıkabilirdi. Çünkü Beşiktaş’ın tek yapması gereken basit oynayıp, hızlı çıkmak ve topu kenarlara indirebilmekti. Bu oyun kurgusu ilerleyen dakikalarda zaten kendiliğinden sahne aldı ve 90 dakika içerisinde sadece Almeida’nın kafasına 7 net orta indi.